Tarih:30 January 2022
Bir takim yaratmak
“Önce yetenek yaratmak önemlidir eğer firsatiniz yoksa bunun için çok çalişmaniz gerekir. Ardindan şehri toparlamak önemlidir. Siyaset sporun içinde dolaniyor. Takimi bir aile gibi yapmalisiniz. Yemek masalarini düzenlemede 12, 8, 6 kişilik masalar kurmalisiniz. Daha sonra U düzenini kullanabilirsiniz. Yemek için oturanlarin kimlerle yan yana olduklarini analiz edin. Maçlarda seyirci takimin ateşleyicisidir. Eğer yeterli sayida seyirci yoksa orada problem var demektir. Yaşli ve bakim gerekli vatandaşlara gidin. Onlarin maça gelmelerini sağlayin. Sonra özel gereksinimli insanlarimiza... Sanayideki egzoscu, kaportacilara ulaşin. Onlarla tribünlerin üçte ikisini doldurursunuz. Biz bunu yaptik. Ardindan taraftar gruplari size gelirler. Bunlarla uğraşmak kolay değil fakat zor da değildir. Şehri laboratuvar haline getirin...”
Bu cümlelerin sahibini bir müddet daha yazmayacağim. İsterseniz devam edeyim:
“Takimlarda ‘Papaz’ futbolcular bir de ‘Çakal’ futbolcular bulunur. Bunlari çok iyi analiz etmek gerekir. Antrenörler veya Teknik direktörler antrenman ve maçlarda bu özellikli oyuncularla daha fazla uğraşmak zorunda kalirlar. ‘Ortak akli inşa etmemiz gerekir.’ Algi olguyu yönetir. Empati yapar olmak lazim. Hayatimiz yarişla geçecek. Dolayisiyla yaptiğimiz iş, parametresi oldukça fazla olan bir uğraştir.”
Saniyorum yeterli. Bu sözlerin sahibi, 2002 yilinda Dünya Üçüncüsü olan Futbol Erkek Milli Takimimizin Meneceri olan Can Çobanoğlu’na ait. Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri, Spor Bilimleri Derneği üyelerine yönelik düzenlenen bir konferans esnasinda aldiğim notlardan yararlanarak bu satirlari size iletiyorum. Ağirlikli olarak Spor Yöneticisi adaylarina seslenen Çobanoğlu, milli takimimizin Güney Kore- Japonya macerasini anlatmasi yaninda Denizli Spor için yaptiklarini da bizlerle paylaşti. Bu yazinin ilk iki paragrafi Denizli’de iken onun yaptiklarinin bir parçasini oluşturuyor.
Bizim takimizin durumu ortada. Sahipsiz diyenler, hocaya kafayi takanlar, yanliş transfer politikasi diyenler, vb...
Aslina bakilirsa eski dönemlere göre değişen bir şey yok. Uzun bir mücadele sonrasi bu aşamaya gelen futbol takimimizin çok daha başarili olmasini beklerdik. Ama bu işin yönetim, hoca kadar antrenman boyutunun olduğunu unutmamak gerekir. Türkiye’de antrenman yapilmiyor. Bilime uğrayan yok.
Futbolcularimizdan herhangi birine sorun, “Sizin sabah yatakta iken istirahat nabziniz kaç?” diye, inanin bu soruya hiçbirinden doğru bir cevap alamazsiniz. Çünkü, ‘ne gereği var kardeşim, çikarsin maça, basarsin topa oynar gidersin’ anlayişi yaygin biçimde hâlâ taraf bulmaktadir.
Bir süre Yönetim Kurulu üyeliği de yaptiğimi bu kulübün futbol takimi kendisini toparlamalidir. Azim ve çalişkanlikla bu iş kotarilabilir. Bulunduğumuzun ligin önemini herkes kavramalidir. İstekle, canla-başla mücadele eden birkaç yönetici arkadaşimi taniyorum. Onlari küstürmemek gerekir. Her koşulda seyirci, her koşulda taraftar olmayi sürdürecek binlerce insanimizin varliğini unutmamak gerekir.
Ama takim, beklentileri sergileyecek oyununu oynamalidir. Bunun arkasinda neler olduğu bir başka yazimda paylaşacağim.
Yeşil- Siyah önemli bir markadir. Bunun değerini yükseltmek için farkli yöntemlerin kullanilmasi gereklidir. Hem de hizla...
