Olimpik notlar...

Tarih:6 August 2024

Olimpik notlar…

33. Yaz Olimpiyat Oyunlari Paris’te basladi. Açilis töreni simdiye kadarkilerden çok farkli idi.

Birkaç hafta önce yazdigim bir yazida belirttigim gibi açilis seremonisi, Sen nehrinde geçit yapan

ülke sporcularini tasiyan teknelerle tamamlandi. Geçis esnasinda degisik noktalardaki gösteri ve

konserler nefes kesti.

Finalde mesâle yandi. Yakit olarak ne gazyagi ne dogal gaz ya da kandil yakiti kullanilmadi.

Gördügümüz mesalenin isigi elektrik enerjisi ile saglandi. Celin Dion konseri oldukça büyük bir

kesimin begenisini aldi. Herkesin çok tartistigi diger konulari burada yazmak istemiyorum çünkü

bunu anlatmak ve yorumlamak benim isim degil…

Ancak bu açilis ve gösteriler sonrasinda Baron Pierre de Coubertin’in ortaya koydugu citius,

altius, fortius slogani galiba tarihe gömüldü. Bir arkadasim, seremoni sonrasinda beni aradi ve

artik olimpiyatlarin sloganinin liberte, egalite ve fraternite olmasi gerektigini söyledi. Haydi

bakalim çikin isin içinden…

Olimpik sporcularimizin kiyafetleri elestirilere neden oldu. Kirmizi rengimiz gitmis, turkuaz rengi

gelmis dediler… Ayrica sporcularimiza yakismadigini da söyleyenler var… Degerli okurlarim, bu

türden organizasyonlarda bu kiyafetler açilis ve kapanis törenlerinde giyilir. Onun disinda pek

kullanilmaz.

Sporcular, kendi sporlarina yönelik özel hazirlanmis spor malzemesi, sort, mayo, tisört giyerler.

Asil önemli olmasi gereken, sporcularin yaris, karsilasmalar esnasinda kullanacaklari

malzemelerdir. Burada herkesin gözünden kaçan bir konu, ülkemizin logosu ile üretici firmanin

logo büyüklügünün ayni boylarda olmasi unutulmamali, eger tartisilacaksa buna agirlik vermek

gerekir. Teknik bir detay vermek gerekirse bu malzemeler olimpiyat oyunlarina gidildiginde degil,

ülke içindeki antrenmanlarda kullanilmaya baslanmalidir.

Performans isine daha sonra girecegim. Herkesin bilmesi gereken bir baska nokta olimpik

oyunlarin kita ve dünya sampiyonalarindan daha önemli bir organizasyon olmasidir. Her dört

yilda bir yapilir ve belirli olimpik barajlari geçebildikten sonra oyunlara gelinebilir. Coubertin,

yillar önce bu oyunlarda kazanmaktan çok katilmanin önemini vurgulamis olsa da is basa

düsünce ortaya baska tablolar çikmaktadir. Ülkelerin sporculari, katildiklari branslarda madalya

pesinde inanilmaz bir mücadele sergilerler. Geriye bakildiginda araliksiz 4 yil süren bir çaba,

antrenman ve yarislar bulunur.

Gelelim voleybola… Iki konu benim için önemli. Takim sporlarinda katildigimiz tek brans olan

voleybolda, ilk maçinda kizlarimiz Hollanda’yi 3:2 ile geçtiler. Güzel bir baslangiç oldu. Biraz

heyecanlandik. Ama takim sporlarinda filenin iki tarafinda olsaniz da bu stresi yasamaya aliskin

olmalisiniz. Ikinci konu ise, Nurper Özbar’in bu oyunlarda voleybol maçlarindaki tek Türk kadin

hakem (Avrupa kitasindan görev alan tek kadin hakem) olarak görev almasidir. Dominik

Cumhuriyeti ile Italya arasindaki maçtaki olaganüstü yönetimine tanik olduk. Gurur duydum.

Daha nice görevlere ve basarilara olsun…

Bu haftalik burada bitiriyorum. Gelecek yazimda futbola kisa bir bakis yapacagiz. Avrupa Kupasi

maçlarina katilan futbol takimlarimizin performanslarini degerlendirecegim.

Istanbul, 28 Temmuz 2024

Menu