Tarih:15 May 2026
Daha yükseğe ulaşmak için…
Hangi ülkede daha çok söylenir bilmem ama bu atasözünün kısası şudur: “Daha yükseğe
atlamak istiyorsan bir adım geriye alacaksın...” Bize bunu spor akademisi öğrenciliğimiz
dönemlerinde atletizm hocalarımız söylerdi.
Bir gün, bir arkadaşımız, atletizm pistinin kenarındaki duvara kadar geriye gitmiş ancak bir
adım daha geriye gitme şansı olmadığı için uzun atlamaktan vazgeçmişti. Bir adım geriye
gitmek için pistin duvarlarının kendisine engel olduğunu söylemiş idi. Sonrası malum,
atletizm dersinden çaktı!
Aslında birçok sektörde bu atasözünü sıklıkla duyarız. Üst mevkilere çıkmak, terfi almak,
sporda derece yapmak, büroda şef olmak, biraz daha üst düzeylerde görev almak için
adımların geriye alınmasının gerekliliğinden söz edilmesi oldum olası benim garibime
gitmiştir.
Bir yere ulaşmanın ya da üst pozisyonlara gelmenin eğitimden, kültürden, deneyimden ve en
önemlisi çalışkanlıktan geçtiğine her zaman inanan birisi olarak konuyu yazıya döktüm.
Çoğu kez, liyakatın dikkate alınmayarak üstlere çıkılabildiğini görmek beni şaşırtmıyor. Hiçbir
özelliği olmadan ya da herhangi bir eğitim, kültür, deneyimi olmadan bir şekilde bir pozisyona
ulaşan kişileri görmek şahsen beni çalıştığı kurumlar açısından endişelendiriyor.
Gelenek, kalite, özen ve kamusal düzenin negatif etkileneceği bu türden üstlere tırmanmaya
çalışanlar ya da bunun yolunu açanlar benzer sorumluluklar taşıyacaklardır.
Yakın bir hedef olarak 2027 İstanbul Oyunları, henüz netleşmemiş olsa da 2036 Olimpiyat
Oyunları ve onun öncesinde 2028 Los Angeles, 2032 Brisbane Olimpiyat Oyunlarına sporcu,
federasyon, yönetici ve sponsorlarımızla ortak akılda birleşerek ve asla bir adım bile geri
atmayarak agresif biçimde ilerlemek gereklidir.
Yukarıda yazdıklarım hemen her sektörde karşımıza çıkabilen örnekler olarak görünse de iş
spora gelince durum farklı olmalıdır. Kaybedecek bir dakikamız bile yoktur. Aktif biçimde
sporcu yetiştiren kulüplerimiz ve onların bağlı oldukları spor federasyonları ile doğrudan
temasa geçilmelidir.
Üniversitelerimizin spor bilimleri fakültelerinin olimpik sporlar açısından neler yaptıkları hızla
incelenmelidir. Gazete, televizyon ve sosyal medya kanallarında spor ve spora dönük
yapılmakta olan programlar gözden geçirilmeli, düzenlenecek organizasyonlardaki
seyircilerimizin daha bilinçli ve tutarlı sporsever olarak tribünlerde yer alabilmelerini
sağlamalıyız.
Bu durumda, artık geriye adım atmadan bir plan dahilinde, doğru insan kaynakları ile hedefe
kitlenmiş şekilde çalışmaya başlamalıyız. Bunu başarmak için eğer bir örnek arayacaksak
bunu size gelecek yazımda anlatacağım. Şimdilik biraz sabır…
İstanbul, 30 Nisan 2026
