Erken Çocuklukta Hareket

Tarih:28 Ocak 2017

Erken Çocuklukta Hareket

Eğitim sistemi içinde sporun önemi giderek azalıyor. İlköğretim denilen dönemde ilk 3 yıl içindeki beden eğitimi dersi, alanın öğretmenleri tarafından yürütülemiyor. Çocukların belki en çok hareketli oldukları ve ihtiyaçları bulunan egzersizleri yapabilmeleri için dersler var, ancak bu dersleri sınıf öğretmenleri yürütüyorlar.

Sınıf öğretmenleri, beden eğitimi, spor kültürü gibi dersleri öğrenimleri döneminde alıyorlar. Bu dersler yalnızca teorik olarak yapılırsa pek anlamı olmaz. Çünkü o alanda eğitim görenlerin de hareket ihtiyaçları bulunmaktadır. Hareket eğitimi için yaparak ve yaşayarak öğrenme yöntemi her zaman başarılı sonuçlar getirmiştir. Eğitim Fakültelerinin Sınıf Öğretmenliği ve Okul Öncesi Eğitim Bölümlerinde bu dersler mutlaka uygulamalı olarak yapılmalıdır.

İlköğretimin ilk beş yılı içinde çocuklar vücut parçalarını kullanmayı ve önemli hareket becerilerini ayırt etmeyi, bazı biyomekanik ilkeleri öğrenmeyi, kurallara göre davranmayı, denge ve zamanı, alanı kullanma gibi deneyimleri kazanabilirler.

İlköğretimin birinci kademesinde beden eğitimi programı başarılı olursa çocuklar, ilköğretimin ikinci kademesinde geleceğe yönelik planlanan hareket aktivitelerinde yer alan becerileri rahatlıkla uygulayabilirler.

Bu dönemdeki beden eğitimi programlarına bakıldığında birinci kademe ağırlıklı olarak hareket eğitimi ağırlıklıdır. İkinci kademede ise olay biraz daha spora kaymış durumdadır. Çocuklar, artık zaman geçtikçe oynamak istedikleri spor branşları ile meşgul olmak istemektedirler. Dikkatle bakılırsa aslında iki kademenin de birbiri ile ilişkili olduğu görülecektir. Bu nedenle söz konusu kademelerdeki beden eğitimi ve spor eğiticileri çok hassas çalışmak zorundadırlar.

Sorun, birinci kademedeki hareket eğitimi dersini yürüten eğiticilerin aldıkları bilgi ve bunları uygulama şekillerinde saklıdır. Bir sınıf öğretmeni geçmişinde spor yapmadı ise, beden eğitimi dersi görmedi ise, öğretmenliğini aldığı meslekte konuyu tam anlamı ile uygulamaya koyamayacaktır.

Kocaeli Üniversitesinde bu durum Eğitim Fakültesi ile Spor Bilimleri arasındaki yazışmalarla uzun süredir çözülmüş durumdadır. Eğitim Fakültesinin Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, ders planlarında görülen dersleri hem teorik hem de uygulamalı olarak Spor Bilimleri Fakültesi spor tesislerinde ve ilgili öğretim elemanları nezaretinde yapmaktadırlar.

Okullardaki beden eğitimi derslerinin genel amacı, öğrencilerin beden, ruh ve düşünce gelişimini sağlamak şeklinde açıklanmaktadır. Bu dersler aracılığı ile çeşitli oyunlar, cimnastik egzersizleri, sportif alıştırmalar, öğrencilerin bedence sağlam, fikirce uyanık, ruhen sağlıklı olmalarını sağlayacağı beklenmektedir.

Eğitimde hareketin, egzersizin, alıştırmaların kullanılarak öğrencilerin bedensel, fiziksel, zihinsel, sosyal, duygusal gelişimlerinin sağlanması en önemli hedef olmalıdır. İnsan yapısı hareket için tasarlanmıştır. Hareket yolu ile birçok beceri kazandırılmakta, erken okul çağında öğrenilen çeşitli hareket becerileri sonrasında birçok sporun ilk teknik becerilerinin temelleri atılmaktadır.

Koşma, sıçrama, hızlanma, spor oyunlarında topu yakalama ve atış olarak kullanabilme, takım ruhunun gelişmesi, beraber başarma isteğinin ortaya çıkarılması, hücum ve savunma gibi taktik davranışların ilk adımları bu dersler içerisinde yeşermektedir.

Kabul edilmelidir ki, yukarıda yazdıklarımızın gerçekleşmesi için üç önemli ögenin bulunması gereklidir. Bunlar öğrenci, öğretmen ve program’dır.

Yıllar içerisinde ders planları ve öğretim programlarında çeşitli değişiklikler yapılmaktadır. Oysa bu gibi program değişiklikleri çok uzun ve ciddi araştırmalar sonucunda uygulamaya geçirilmelidir. Hareket eğitimi, çocuklarımızın geleceklerinin şekillenmesinde en önemli belirleyicidir. Çocukken hareketle, oyunla karşılaşmayan bireylerin gelecekteki yetişkinlik dönemlerinde başarılı olmaları imkansızdır. Oyun oynamayan çocuk, yaşamda mücadele etme becerisini sergileyemez.

Öğrenci dediğimiz çocuklarımız çeşitli ve farklı özellikteki sosyo-ekonomik çevrelerden gelmektedirler. Hepsinin ortak özelliği harekete aç ve spor yapmayı özlem duyan grup olmalarıdır. Beden eğitimi ve spor dersinde hedef ortak hareket becerilerini başarma amaçlı olacak şekilde davranırlar. Orada anne, baba, kardeş ya da başka akraba ilişkileri değil, oynanan oyunda rekabeti yaşama, beraber başarma isteği ön plandadır. Yüksek derecede hareket ihtiyacı bulunmakta, bu talepleri, oyun, alıştırma, cimnastik ve çeşitli yarışlarla giderilmeye çalışılmaktadır. Sorun, bu taleplere karşılık ne kadar doğru, dinamik ve yeterli programları uyguluyor olmamızda gizlidir.

Öğretmenimize gelince, yetişme kaynakları belli olmakla beraber, eğitim-öğretim programlarının uygulama biçimlerine göre farklı profillerde yetişmektedirler. Öğretmenlik farklı bir meslektir. Öğrendiklerimiz, yarattıklarımız, yaşantı tarzımız, mesleğimiz, arkadaşlıklarımız, dostluklarımız, yaşama farklı bakışımız ve daha nice becerimizin arka planında yer alan kişi, öğretmenlerimizdir. Onların iyi koşullarda eğitim almaları, araştırma sonuçlarından kısa süre içinde yararlanmaları önemli bir çalışma alanıdır.

Bu nedenlerle, çocuklarda hareket ihtiyaçlarının karşılanmasında artık çok farklı yöntemlerin uygulanmasına gerek duyulmalıdır. Erken çocuklukta ya da eğitimin herhangi bir zaman periyodunda bu ihtiyaçların giderilmesi gereklidir. Çocukların hareketle tanışmaları, ona uyum göstermeleri, bireysel yeteneklerini sergilemeleri, ekip olabilmeleri, birlikte başarma duygularının ortaya konulmasında beden eğitimi ve spor önemli bir araçtır. Bunun önemi biliniyor olmalı ki, her zaman her eğitim programında son yüz yıldan bu yana beden eğitimi ve spor ders olarak okullarda yer almaktadır.

Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri Derneklerinin bir araya gelerek oluşturduğu Federasyonumuzun yakın zamanda bir sempozyum düzenleyerek konuya ilişkin son araştırma ve görüşlerin tartışılacağı bir ortam yaratmasında fayda bulunmaktadır. Bu faaliyeti, Kocaeli Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri Derneği olarak üstleniyoruz.

Alanın en üst düzeydeki araştırmacı ve uzmanlarının davetli konuşmacı olarak yer almasını istiyoruz. Böylelikle, yapısal gelişmelerimizle birlikte alanda önemli bir sorunun çözülmesinde belki de en önemli bir faaliyeti yapmış olacağız. Bunu, alana yapılacak çok önemli bir hizmet olarak değerlendirmeliyiz.

Hepinizi saygı ile selamlıyorum...

 

Menu